|
SELÜLİT ARTIK SORUN OLMAKTAN ÇIKIYOR
Uzm. Aylin GÜLEÇ
ÖZET: Bu araştırma pek çok yönü ile selülit, etki mekanizmaları ve tedavi yöntemlerinden bahsetmektedir. Selülitin özellikle kadınlar üzerinde yapmış olduğu estetik hoşnutsuzluk bu konuda birçok alanın çalışma yapmasını sağlamış ve gerek kinik gere kozmetik yöntemler bir arada bu soruna çözümler üretmiştir.
HOŞ OLMAYAN TADIYLA PORTAKAL KABUĞU
Selülit özellikle kadınlarda
görülen ve adiposit adını verdiğimiz derialtı yağ hücre gruplarının
aşırı derecede gelişmesiyle beraber kan ve lenfatik dolaşım üzerine
yaptığı baskı dolaşımın bozulmasına ,bozulan dolaşım deri altı
dokularında sıvı birikimine ve bağ dokuların yeteri derecede
beslenememesine deride sonuç olarak çökmelere sebep olur. Ve deride
portakal kabuğu görünümüne neden olur.
Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan
selülit, Nodüler liposkleroz, ödematö-fibrosklerotik pannikupolati,pannikülozis,gynoid
lipodistorofi değişik terimlerle de isimlendirilmektedir. Ciddi bir
problem olan selülit, sanılanın aksine ’ sadece kilolu bayanlarda
görülmez. Zayıf ya da şişman her kadın da görülebilir. Bu durumda
selülitin basit bir şişmanlık sorunu olmadığını açıkça ortaya
koymaktadır. Selülit hormonların etkisiyle ortaya çıkan bir
problemdir..
a) Obezite karıştırılmamalıdır.
Obezitede yağ hücrelerinin aşırı
çalışması söz konusu iken selülitte dermiste,mikrosirkulasyon ve
adipositlerde yapısal değişikliklerden söz edilmektedir
|
Erkeklerle kadınlar arasında selülit
konusunda farklılıklar olmasını etkileyen en önemli faktörlerin
başında erkeklerin bağ doku yapısı dermiste düzgün bir uzantı
yaparken kadınların bağ dokusunda bu durum görülmemektedir.
Erkeklerde selülite sebep olan östrojen hormonu yüksek derecede
değildir. Erkeklerin deri kalınlıkları ve elastikiyeti daha fazla
iken kadınlarda bu durum tam tersi bir özellik gösterir.
KADINLARIN SELÜLİT ORANI
Kadın ile erkek arasındaki histolojik
farklılıktan dolayı kadınların %90 ile-98’i selülit görülmektedir.(Murray;Pizzorno:2003). 10
kadından 8’i selülitli (Marıe Claire; Ceyda Günsür 2005). |
|
 |
SELÜLİT HANGİ
YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?
Termografi: Vücutta kan dolaşımının normal olduğu
bölgelerde vücut ısısı da normal olur. Dolaşım bozukluğu olan
yerlerde kanın azlığından, bu bölgeler vücudun normal ısısından daha
soğuk olur. Selülitin oluşma nedenlerinden biri dolaşım bozukluğu
olup termografi ile dolaşım bozukluğunun ve selülitin yeri de teşhis
edilir. Örneğin yeşil görünüm grade 1’i göstermekteyken daha koyu
alanlar daha ileri evreleri göstermektedir. Ancak bu ölçümü yaparken
ortamın ısısı çok önemlidir.
Ekografi: Bir çeşit ultrason cihazı olup, sellülite
uygulanma amacı deri kalınlığının ve yağ tabakasının kalınlığının
ölçümüdür.
Manyetik rezonans: Vücudun 3 boyutlu incelenmesi
imkanını sunar. Bu sayede cilt kalınlığı, yağ tabakası ve
oluşabilecek ikincil, üçüncül (tümör, yapısal bozukluklar)
nedenlerin varlığının ya da yokluğunun tespitini sağlar. Daha çok
obeziteyi değerlendirmede kullanılır.
Antropometrik Muayene: Vücut Kütle İndeksinin
hesaplanması obeziteyi ve lokal yağlanmayı değerlendirirken selülit
hakkında bilgi vermez.
Bioelektrik Direnç: Mikrosirküler bağ dokusu
değişiklikleri hakkında bilgi veremediğinden yeterli değildir.
Kserografi: Epidermis, dermis, subkutan doku ve kas dokusunun
kalınlığı hakkında bilgi vermektedir ancak mikrosurkilatuar
değişiklikleri göstermemektedir.
Histopatolojik muayene: En kesin ve direkt değerlendirme
yöntemidir. Etkilenmiş bölgede biopsi ile yapılması
mümkündür(ÜNAL;2005).
Selülitin ortaya
çıkışı multifaktörlere bağlıdır.
1. GENETİK FAKTÖRLER
Annede böyle bir
problem varsa görülme olasılığı yüksektir.
a)
Cinsiyet; çoğunlukla kadınlarda
b)
Irk; beyaz kadınlarda daha fazla
c)
Biotip; Latin kadınlarda uyluk bölgesinde daha fazla iken kuzey
ülkelerindeki kadınlarda abdomende
d)
Yağ dokusu dağılımı
e)
Hücredeki hormon algılayıcılarının sayısı yeri
Perifeal anjiopati
gelişmeye yatkınlık olarak sıralanabilir. ( Ünal; 2005)
2. HORMONAL
DENGESİZLİKLER: Özellikle ergenlik döneminde başlayan selülit
problemi artan östrojen hormonu ile ilgilidir
Selülitin
başlamasında en etkili hormonlardan biri östrojendir. Bunu
destekleyen en önemli bulgular:
a)
Selülit çoğunlukla kadınlarda görülür.
b)
Ergenlik döneminden sonra başlar. Hormonal değişimden kaynaklanır.
c)
Hamilelik, mensturasyon, ve östrojen tedavisinden sırasında
şiddetlenir. (Ünal; 2005)
3. YANLIŞ
BESLENME: Vücudun yakamayacağından fazla yağ alınması bunların
yağ hücrelerince depolanmasına dolayısıyla şişmesine ve damarlara
baskı yapmasına sebep olacaktır. Aşırı derecede tuz, yağ ve şekerli
gıdaların alınması vücutta birikimlere neden olacaktır.
4.YAŞAM BİÇİMİ :
Aşırı stres ve yorgunlukta vücutta birikimlere neden olabilmektedir.
5. ORAL
KONTRASEPTİF gibi bazı ilaçların fazlaca kullanımını sayılabilir
( doğum Kontrol Hapları Gibi): Hormon dengesi üzerinde etkili
oldukları için selülit oluşumuna sebep olurlar.
6.Kabızlık,
hipotiroid, , karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.
7. DAMAR
YETMEZLİĞİ
SELÜLİT DERİNİN YAPISINA GÖRE ÇEŞİTLERİ
Sert: Düzenli aktivitesi olan genç kadınlarda daha sık
izlenir. Görünüm düzgündür ve pozisyona göre değişmez. Sıkıştırmayla
portakal kabuğu görünümü belirgindir.
Yumuşak: İnaktif kadınlarda izlenir. Ani kilo kayıplarında da
daha sık oluşur. Yastıksı yüzey belirgindir. Pozisyona göre değişim
gözlenir. Dolaşım bozuklukları gözlenir.
Ödematöz: Bacaklarda ağrı ve ağırlık şikayeti vardır. En
şiddetli ama en nadir görülen selülit tipidir.
Karışık: En sık izlenen biçimidir. Aynı hastanın değişik
bölgelerinde birden fazla selülit tipi mevcuttur. (ÜNAL;2005)
KAÇ AŞAMADA
GELİŞİR?
HİSTOPATOLOJİK VE KLİNİK DEĞİŞİKLİKLERE GÖRE SELÜLİT 3 EVREDE
SINIFLANABİLİR.
Grade 1: Hastada selüliti düşündüren değişiklikler mevcuttur.
Grade 2: Deriye baskıyla veya kas kontraksiyonundan sonra solukluk,
azalmış ısı ve elastikiyet gözlenir. Dinlenme anında değişiklik
gözlenmez
Grade 3: Dinlenme anında portakal kabuğu görünümü izlenir. Ağrılı,
elastikiyet kaybı ve solukluk gözlenebilir.
Grade 4: 3. Deki değişiklikler var ancak daha ağrılı ve dışarıdan
izlenebilen nodüller gözlenebilir.
(ÜNAL;2005)
(Yağ hücrelerinin
sıkışmasını gösteren selülit evreleri internetten alınmıştır).
SELÜLİTTEN
KURTULMANIN YOLLARI
1.
SPOR YAPMAK: Spor tek başına selüliti yok etmede yeterli
değildir.Çünkü selülit belirttiğim üzere bir hastalıktır.
2.
ANTİ-SELÜLİT KREMLER: Bazı
ilaçlar yağ dokusuna, bağ dokusuna ve mikrosirkulasyona
etkilidir.
Yağ dokusunda; Lipolitik etkili ilaçlar metiksantinler (
teombrin,teofilin, aminofilin, kafein; (fosfodiesteraz inhibisyonu),
isoproteranol, adrenalin (beta adrenerjik agonistler), ve yohimbin,
piperoxan, pentolamin, dihidraergotamin (alfa antagonistler)’dir.
Çift-kör plasebo kontrollü bir çalışmada bir topikal beta agonist,
bir metilksantin, (aminofilin-bir fosfodiesteraz inhibitörü ve alfa
antagonist uygulandığında medikal uyluk bölgesinin antropometrik
ölçümünde istatiksel olarak anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Tek
başına en anlamlı sonucun alındığı ilaç ise aminofilin olarak
bildirilmiştir. Aminofilin ve diğer metilksantinler birçok selülit
kreminde bulunmaktadır. Ancak yapılan çalışmalar küçük gruplarda ve
subjektif değerlendirmelerle yapılmıştır.
Collis ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada topikal aminofilin
uygulanan 35 hastanın hiçbirinde anlamlı bir istatiksel
değerlendirmeye rastlanmamıştır. 35 hastadan 10’u selülitlerde
düzelme olduğunu subjektif olarak ifade etmiştir.
Sarmaşık ve hint kestanesi bitki ekstrelerininde dolaşım üzerinde
etkileri vardır. Bunlar bioflavonoid içeren saponinler, ginko
bilobadan zenginlerdir. Lis Balchin ve ark. Cellasene adlı ginkgo
biloba, tatlı yonca,üzüm tohumu yağı, lesitin ve evening primrose
oil içeren ve mucize diye tanıtılan bir ürünü 2 ay plasebo kontrollü
çalışmasını yapmışlar ve selülit üzerinde anlamlı bir sonuç
bulamamışlar ancak kullananlarda kilo artımı saptamışlar. (BALCHIN;1999)
Stratum Corneum emilimi önleyici bir bariyer olduğu için sık
kullanılan çözücüler emilimi arttırıcı yönde olmalıdır. Bunlar
sık kullanılan su,alkol,metilalkil,sülfoksid veya surfaktanlardır.
Fitozomlar ve fosfolipit molekülleride ilaca bağlandıklarında
liposolubiliteyi arttırırlar.
Topikal olarak kullanılan retinolün selüliti iyileştirdiği Kligmanın
bir çalışmaasında bildirilmiştir.Bazı ana maddelerin depolanmasını
kollajen ve elastin depolanmasını artmasının dermisin kalınlığını ve
sıkılığını artırdığını ve selülit üzerinde etkin olduğunu ileri
sürmüştür. Belçika’da retinolün topikal uygulanması ile 6 aylık bir
uygulama sonrası deri elastikiyetinin % 10.7 arttığı gözlenmiştir.
Yine bağ dokusu hücrelerinde de değişiklikler olduğuna dair
kanıtlara rastlanmıştır. Retinolün bağ dokusu etkisinden dolayı
gerginlik gözlendiği ileri sürülmüştür.
Finlandiyada yapılan bir araştırmada selülit kremleri incelenmiş ve 32
üründen 14’ünde kafeinin aktif bileşen olarak kullanıldığı
saptanmıştır.Bitkisel kökenli ve nemlendirici özellikte olanlar
çoğunlukta bulunmuştur. Ürünlerin mikrobiyolojik olarak temiz olduğu
saptanmış,formaldehit gibi zararlı olan maddelere rastlanmamış ancak
çok düşük bir kısmıda allerji yapabilecek maddeler olduğundan
bunların kullanılmasına dikkat edilmesi gereği üzerinde
durulmuştur.(ÜNAL;2005).
Cilt üstü ilaç uygulamalar tedavi için
önemli rol oynayabilir, ama cildin alt tabakalarına ilacın gitmesi
çok zordur. Cildin koruyucu tabakası (stratum corneum) buna izin
vermez
SELÜLİT ÜRÜN KULLANIMININ YAŞ İLE İLİŞKİSİ
|
SEÇENEKLER |
HİÇ BİR ZAMAN |
SEYREK |
ARA SIRA |
SIKLIKLA |
HER ZAMAN |
TOPLAM |
|
18-25 YAŞ ARASI |
87.2% |
3.1% |
3.8% |
3.1% |
2.7% |
100.0% |
|
26-35 YAŞ ARASI |
81.4% |
4.9% |
7.5% |
4.6% |
1.6% |
100.0% |
|
36-45 YAŞ ARASI |
81.3% |
5.5% |
8.2% |
2.2% |
2.7% |
100.0% |
|
46-59 YAŞ ARASI |
89.0% |
7.7% |
1.1% |
1.1% |
1.1% |
100.0% |
|
TOPLAM |
84.6% |
4.5% |
5.5% |
3.2% |
2.2% |
100.0% |
Ankete katılan
kişiler arasında 46-59 yaş grubu arasında olan kişiler %89.0
oranıyla 36-45 yaş grubu arasında olan kişiler %81.3 oranıyla hiç
bir zaman seçeneğini işaretlemiştir.
26-35 yaş arasında
olan kişiler selülit ürünleri 8.2’ lik bir oran ile sıklıkla
kullandıklarını belirtmişlerdir. 46-59 yaş grubu olan kişiler ise
%1.1 lik oranla sıklıkla seçeneğini tercih etmişlerdir. Selülit
önleyici her zaman kullanan kişiler ise %2.7 oran ile 18-25 ve
36-45 yaş grupları arasında işaretlenmiştir.
Hormon değişikliği ile gelişim göstermeye başlayan selüliti
önlemenin yollarından biri olarak kısmen kabul edilebilen selülit
kremleri çok az bir bölüm doğru bir yaş aralığında kullanmaya
başlamıştır. Bu durum üzerinde reklamların,arkadaşların etkisi
olduğu düşünülebilir. Tam olarak bir çözüm olmamasına karşın kişide
psikolojik rahatlama sağlaması da sayılabilir. Ancak genel olarak
bakıldığında bu tür ürünler pek fazla tercih edilmemektedir. Yine bu
durum alım gücü ya da bir işe yaramadığı şeklinde düşünülmesi
olabilir. (Gazi Üniversitesi; Kuaförlük Ve Güzellik Bilgisi Anabiim
Dalı Lisans Tezi)
3. DOĞRU BESLENME ALIŞKANLIĞI
Selülitli dokunun
tedavisi için gerekli uygulamalardan biri diyettir. Bu uygulamalar
kısmi çözüm sağlar. Selülitli dokunun düzelmesi mümkün olmaz.
MASAJ
Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını
çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite
karşı en etkili spor tempolu yürüş ve yüzmedir.
SAUNA: Bilindiği gibi sıcakta
damarlar daha fazla genişleyerek kan dolaşımında hızlanma meydana
gelir. Soğuk havalarda üşüme ve bazı bölgelerde morarma kan
dolaşımındaki bozukluktan kaynaklanır. Bu durumda topikal
uygulamalarda bir işlem yapılacaksa olması gereken önce sauna
ardında diğer topik uygulamalardır.
SLİM-UP :
infrared ışınları ile bölgesel kan
dolaşımını hızlandırıp dokularda birikimi engellemektir.
YOSUN:
Vücut sargıları yöntemidir bitki ekstreleri ile vücudun kaplanması
olayıdır. Vücut şekillendirici etkileri, vücut yüzeyindeki terleme
ve basıncın etkisiyle olur derinin nemlenmesi için yarar sağlar
ancak selülit üzerinde etkisi yoktur.
ELEKTROTERAPİ:
Pasif jimnastik ve selülit programları olan belli sürelerde
seanslarla masaj etkisi yaratan cihazlardır.
BASINÇ TERAPİ:
Lenfatik drenaj+Pressoterapi bu yöntemlerden bazılarıdır.
Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem,
selülit tedavisinde çok etkilidir.
ELEKTROLİPOLİZ:
Bu, uzun iğnelerden yararlanmak suretiyle yapılan bir yöntemdir.
Uzun, çok ince uçlu ve keskin iğnelerle uygulanır. Elektro ile yağlı
bölge arasında bir bağlantı kurulur. Çok düşük düzeyde
çalıştırılarak, selülitli bölge üzerinde çalışılır. Bu bölge
üzerinde, düzenli ve sık aralıklarla işlem yapılır. İğne, selülitli
bölgedeki yağları parçalar ve yağları ortaya çıkartır. Haftada 1 kez
6 seans gibi sürelerle uygulanmaktadır.
ULTRASCHALL (ULTRASOUND):
Bu yöntem ses dalgaları ile deri altındaki yağları parçalamayı
hedefler.Bu yöntemin kullanan bazı hastalar tedavi sırasında
kulaklarında bir uğultu olduğunu ifade etmiştir. Bu işlemde yağ
dokusu tekrar dolgu maddesi olarak enjekte edilemez. Ayrıca bazı
durumlarda deride daha fazla iz kalmasına sebep olur(SARIGÜL;2004).
OZONTERAPİ:
Yağ hürelerini oksijen ile temizleyerek yakılmasını amaçlayan bir
yöntemdir. Selülitli bölgeye buhar banyosu sayesinde oksijen alt
tabakaya kadar ulaşır.
İONTOFOREZ :
İnterstisiyel sıvı kan gibi elektrolitler içerir. Bu nedenle stratum
corneumun aksine elektriksel olarak geçirgendir. Deri yüzeyine
galvanik akım uygulanmakla ilacın dermise geçmesi sağlanır. Bu arada
akıma ve
ilacın konsantrasyonuna dikkat edilmelidir. 4-16 mA’lik akımlar
kullanılır.
AKUPUNKTUR:
Vücudun kilit adı verilen çeşitli
bölgelerine ulaşarak buradaki su ve yağ birikimlerini harekete
geçirir.
LAZER TEDAVİ: Selülitli bölgeye uygulanan lazer ile ciltteki kan dolaşımı
hızlanır. Lazer terapi ikiye ayrılır; soğuk lazer ve sıcak lazer.
Soğuk lazer, helyum neon lazer olarak da anılır, selülitli bölgedeki
hücreler üzerine uygulanır. Lazer, burada hücreleri geçerek
değişimleri hızlandırıp, o bölgede su tutulmasını engeller. Sıcak
lazer, selülitin oluştuğu hareketsiz bölgeye uygulanarak, orada
bulunan dokuların dolaşımını sağlar.
ENZİM TEDAVİ:
Bilindiği üzere enzimler besin
maddelerinin ayrıştırılmasını ve aktifleşmesini sağlar. Enzimler tam
bir yağ yiyicidirler. Örneğin bu enzimler elmada vardır ve
yiyeceklerin hiçbir engelle karşılaşmadan değerlendirilmesini ve
nakledilmesini sağlarlar. Böylelikle yağ depolarında daha az
birikirler. Elmayı iyice çiğneyin, çünkü enzimlerin faaliyeti ağızda
başlar.
Lipokilling injectionfett-weg spritze yani
yağ öldürücü iğneler adıyla anılmaa başlandı. Brezilyalı cildiyeci
Patricia Ritteres açıklamıştır. Yağ hücrelerini soya yağı enzimi
kullanarak eritmek lposuctiona henüz alternatif demek için erken
ancak çabuk yayılma olasılığı olan bir yöntemdir ( SARIGÜL;2004).
LİPOSUCTİON:
Cerrahi bir yöntem olup 1-2 saat kadar sürer. İğne ve şırıngalar ile
cilt altındaki yağların çekilmesi olayıdır. Liposuction'ı da tek
yöntem olarak sunmak yanlıştır. Bu yöntemi sadece selüliti ortadan
kaldırmak amacıyla değil, bölgesel yağ dokularının azaltılması
yönünde de etkilidir. LPG ile mezoterapi birlikte kullanıldığında
'liposuction'ın selülit üzerindeki etkisi artar. Normal şartlarda
3-4 litre yağ çekilebilmektedir. Mega liposuction denilen başka bir
yöntemde 8-10 litre yağ çekilebilmektedir; ancak bu durum yağ
embolisi denilen damar tıkanmalarına sebep olacağından çok sağlıklı
bir yöntem değildir. Bu yöntemde cerrahi bir işlem olduğundan bazı
morluklar ve ağrılara rastlanır ameliyat sonrası derinin kendini
toplaması için korse giyilmesi gereklidir. Kilo alındığında çekim
yapılan yer ufak çukurcukların oluşması riski de vardır.
KARBOKSİTERAPİ
Karboksiterapi CO2 gazının tedavi amaçlı
cilt altına veya cilt içine enjekte edilmesi yöntemidir. İlk olarak
1932 yılında Fransa’da tıkanan atar damar hastalıklarının
tedavisinde kullanılmıştır. 1993 yılından itibaren selülit
tedavisinde başarıyla uygulanmaktadır.
Karbondioksit oksijene göre 20 kat daha hızlı dağılan bir
gazdır. Uygulama sonrası bölgeye çevre dokulardan daha fazla oksijen
gelir ve dolaşım hızlanır. Karbondioksit hızla uzaklaştırılır. Yağ
yakımı artar.
VAKUM TERAPİ:
LPG (emme) ve dönme aksiyonlarının birlikte kullanılarak deri
ve deri altı dokulara negatif basınç uygulanması prensibine dayanan
bir masaj metodudur.
Dünyanın selülit tedavisinde etkinliği bilimsel araştırmalarla
kanıtlanmış FDA belgeli tek endermoloji cihazı LPG’dir. İdeal olan
LPG endermoloji tedavisi ile birlikte spor kombine edilmesidir.
|
MEZOTERAPİ
İlk
kez 1952 yılında Fransız hekim Dr Michel Pistor tarafından
uygulanmaya başlanan Mezoterapi, günümüz Fransa'sın da
yaklaşık 15000 hekim tarafından uygulanmaktadır. 1987
yılında Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıp
tedavileri kapsamına alınmıştır. |
|
 |
Günümüzde bu metod Uluslararası Mezoterapi Derneğine üye 14
ülke hekimleri tarafından dünyada başarı ile
uygulanmaktadır. derinin orta tabakasına (dermis) ağrısız enjekte etme
yöntemidir. Bu karışımlar tedavi edilecek durumlara bağlı
olarak seçilen spesifik bölgelere çok ince iğnelerle
verilirler.
7. KAYNAKÇA
- DJ. BAKER ve
ark. Sanat Olarak Vücut; Türkiye Klinikleri Kozmetoloji
.Cilt 4, no:2, Haziran 2003,syf 63.
- SARIGÜL Yaşar;
2004, Afrodit Çıldırmış Olmalı, Ankara,Aralık .
- GÜNSÜR Ceyda;
Marie Claire; Çanlar Selülit İçin Çalıyor, Mayıs 2005,
syf:350
- Akşam Gazetesi
‘’Selülitten Korkmayın’’; 19 Mayıs 2005.
- Ailem ve Ben;
‘’Selülite Düşman ve Dost Besinler’’; Mayıs,2005.
- ÜNAL, İdil;
2005, 3. Uludağ Dermatokozmetoloji Günleri ‘’Selülit
Tedavisi:55-61.
- www.hepsiburada.com.
- GÜZEL,Ebru;
2004. 18- 59 Yaş Arası Bayanların Selülit Ürünlerini Kullanma
Alışkanlıkları. (Yayımlanmamaış Lisans Tezi). Gazi
Üniversitesi.s
- TURGUT,A.
Hamdi; 1993, Selülitte Lenfa Dolaşımı Tıbbi Cimnastiği ve Drenaj
Masajı.Spor Tıp Enstitüsü Neşriyatı.
- SCHERWİTZ C,
Braun-Falco O. So-called celulite. J. Dermatol Surg Oncol 1978;
4: 230-234
- PIZZORNO J.,
Murray M. 1999; Textbook of medicine, 2nd ed., Churchill
Livingstone,Inc.
- www.mdconsult.com.
ALLEGRA C, Pollari G, Criscuolo A et al. Centella asticia extract in
venous disorders of the lower limbs. Comparative clinico-instrumental
studies with a placebo . Clin Terap 1981;99:507-513 |