KOZMETİK ALT KOMİSYON RAPORU

 1. GİRİŞ

 1.1 Sektörün Tanımı ve Sınıflandırılması

 a) Sektörün Tanımı

 Kozmetik “ Cosmetic “ kelimesi Yunanca “ Cosmos “ evren anlamına gelmektedir. “ Cosmeni

“ de sağlıklı, bakımlı ve güzel olmayı, bu sonuçları elde etmeyi ve sürdürmeyi belirtir.

 Genellikle sağlıklı, bakımlı ve güzel insan, güvenli insan demektir. Bu insanların oluşturduğu

toplumlar mutlu, dengeli ve verimli olurlar. Kozmetik ürünleri genel tanımı şöyledir:   

İnsan vücudunun epiderma,turnaklar, kıllar, saçlar, dudaklar ve genital organlar gibi değişik

dış kısımlarına, ağız ve dişlere veya mukozaya uygulanmak üzere hazırlanmış, amacı veya yan

amacı bu kısımları temizlemek, koku vermek ve korumak suretiyle iyi bir durumda muhafaza

etmek, görünümünü değiştirmek ve vücut kokularını  düzeltmek  olan,  saç  boyaları ve saç

ıcıları da dahil bütün preparatlar ve /veya maddelerdir.

 b) Sektörün Sınıflandırılması

 Kozmetik sanayii ürünlerinin GTİP Pozisyon no.ları 3303-07.dir.

 Sektörün ürettiği ürünlerin sınıflandırılması şu şekildedir:  

* Kremler, emülsiyonlar, losyonlar, jeller ve yağlar (el, yüz, ayak “v.b. için)

* Yüz maskeleri (cilt soyucu olanlar hariç )

* Fondötenler (sıvı, pat, toz)

* Makyaj pudraları, banyo sonrası kullanılacak pudralar, hijyenik pudralar v.b.

* Tuvalet sabunları, deodorant sabunlar ve kalıp temizleyiciler

* Koku veren ürünler

  - parfümler (en az % 5 a/a esans içerenler)

  - tuvalet suları ( eu de toilette) ( en az % 1,5 a/a esans içerenler)

  - kolonyalar ( eu de cologne )

  - limon kolonyaları en az 70 derece (%h/h), diğer kolonyalar en az 60 derece (%h/h)

    alkol içermelidir. Limon kolonyaları hiç bir boyar madde içermemelidir, rengi yalnızca

    kullanılan, esanstan kaynaklanabilir. Kolonya üretimi ve dolumu yapılacak 

    yerlerin,Kozmetik Yönetmeliği.nin ilgili maddelerinde belirtilen kurallara ve İyi Üretim

    Uygulamaları Kılavuzuna uygun olması şartı aranır.

  - kokulu sular

* Banyo ve duş ürünleri(tuzlar,köpükler,yağlar,jeller v.b.)

* Depilatuarlar (kıl dökücü ve kıl sökücüler)

* Koku giderici ve ter önleyiciler

* Saç bakım ürünleri

  - saç boyaları ve açıcıları

  - dalgalandırma, düzleştirme ve sabitleştirme amacıyla kullanılanlar

  - temizleyiciler (losyonlar, pudralar, şampuanlar)

  - saça şekil verenler ve şekli koruyanlar (losyonlar, saç spreyleri, briyantinler)

* Traş için kullanılan ürünler (kremler,köpükler,losyonlar v.b.)

* Yüz ve göz makyajında ve makyajın temizlenmesinde kullanılan ürünler

* Dudaklara uygulanmak üzere hazırlanmış ürünler

* Ağız ve diş bakım ürünleri

* Tırnak bakımı ve süsü için kullanılan ürünler

* Haricen uygulanacak kişisel hijyenik ürünler

* Güneş ürünleri (güneşlenme öncesi ve sonrası)

* Güneş olmaksızın cilde yanık ten görünümünü vermek üzere kullanılan ürünler

* Cilt rengini açmak için kullanılan ürünler

* Cilt kırışıklıklarına karşı kullanılan ürünler

 2. SEKTÖRDEKİ KURULUŞLAR

 Raporun kısa bir zaman içinde hazırlanması talep edilmesi nedeniyle kozmetik sanayiindeki

bütün firmalara ulaşabilmek  imkanını  olmamış, bu sebepten bazı detaylar ancak  eldeki

mevcut bilgilerden çıkartılmıştır. 

 Kozmetik ürünleri alanında faaliyet gösteren kuruluşlar  ;  yabancı sermayeli uluslararası

kuruluşlar, bunların      yerli  kuruluşlarla olan ortaklıkları  ve  tamamı yerli sermayeye dayalı

kuruluşlar olmak üzere 3 kısma ayrılırlar. Bu kuruluşların önemlileri ve faaliyet gösterdikleri

kozmetik  ürün  kategorileri  TABLO  1  ve  TABLO  2.de  gösterilmektedir.Özellikle  çoğu

kolonya üreticisi olan çok sayıda  küçük  firmaya  bu  tabloda  yer  verilmemektedir.Sektördeki

firma  isimleri    TABLO  1.de,  bilgi  alınan firmaların faaliyet gösterdikleri ürün kategorileri

TABLO 2.de gösterilmiştir.

 3.  MEVCUT KAPASİTE ve KULLANIMI

 Firma ve ürün bazında çok farklı kapasite kullanımı yüzdeleri mevcuttur ve sektör ortalaması

da, % 40 kapasite kullanımına gelmektedir. Burada sektörün bazı kısımlarında bu rakam %

60-70.lere çıkmakta (diş macunu,  şampuan gibi) bazılarında ise % 10-15.lere

inmektedir(dekoratif kozmetikler).

 Sektörde kapasite kullanımı vardiya  çalışmalarına göre azaltılıp fazlalaştırılmaktadır. Yani

kafi derecede esneklik mevcut olup, talep karşılanmaması diye bir husus yoktur. 

 4. ÜRETİM TEKNOLOJİSİ

 Sektörde faaliyet gösteren firmalardan bilhassa dış ülkeler  ile bağlantılı olanlar en son

teknolojik  gelişmeleri  takip  ve  tetkik  etmektedirler. Ancak, bu sektörde küçük yerli firma

adedi o kadar yüksektir ki, bunların  son  gelişmelerinin  takip  ve  tetkiki  beklenmemelidir.

Dolayısı ile de, dünya standartlarına uygun mamul üretimi henüz tam olarak uygulanmamakta

olup, bilhassa KALİTE kavramı henüz tam olarak algılanamamıştır.

 Sektörde faaliyet gösteren yabancı sermayeli uluslararası kuruluşlar ve  bunların  yerli

firmalarla olan ortaklıkları  üretimlerinde  teknolojik  gelişmelere  yer  vermekte  ve  özellikle

paketleme  işlemlerini yüksek  hızlı  tam  otomatik  hatlarda  yapmaktadırlar.  Ancak  özellikle

küçük yerli kuruluşlar  üretimlerinde  daha  basit  ve  el  işçiliği fazla olan eski   teknolojiler

kullanmaktadır. Kişi başına kullanımın ve dolayısıyla kapasite kullanımının düşük olması yeni

teknolojilere yatırım konusunda firmaların cesaretini kırmaktadır.

 5. ÜRÜN STANDARTLARI  

Sektörde, 28 Ocak  1998.de  yürürlüğe giren KOZMETİK YÖNETMELİĞİ  mevcuttur.

Türkiye.de kozmetik ürünlerin üretimi ve satışı   3977 sayılı Kozmetik Kanunu kapsamında

çıkarılan  28 ocak 1998 tarih ve  23244 sayılı  Resmi  Gazete.de  yayınlanan Kozmetik

Yönetmeliği  doğrultusunda  Sağlık Bakanlığı  İlaç ve Eczacılık  genel  Müdürlüğü tarafından

denetlenmektedir.  Türk  Kozmetik  Yönetmeliği esas olarak Avrupa Topluluğunun

76/768/EEC  sayılı  yönetmeliğinin bir kopyasıdır.  Ancak  uygulamada  önemli  farklılıklar

blunmaktadır. Avrupa Birliği  Yönetmeliği “satış sonrası kontrol. esaslı olup “satış öncesi

izin. gerektirmezken Türk Kozmetik Yönetmeliği “satış öncesi izin. esasına dayanmaktadır.

 Kozmetik ürünlerden diş macunları(TS 3992), diş fırçaları(TS 4330), traş kremleri(TS 54) ve

sabunlar(TS54) için zorunlu Türk Standardları bulunmaktadır.Bu  kategorilerde  yerli  olarak

üretilen veya ithal edilen tüm ürünlerin bu standartlara uyması yasal zorunluluktur. 

 Kozmetik  Yönetmeliğinde değişiklik  yapılmasına dair Yönetmelik 28  Ocak  1998.de  Resmi

Gazete.de yayımlanarak yürütlüğe girdi. Yapılan değişiklik, kozmetik firmalarına sınırlama ve

kurallara uymayan firmalara kanuni müeyyide getirdi. Değişiklikle kozmetiklerin  yanılmaya

yol açmayacak ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde, doğru ve anlaşılabilir bilgiler ile

tüketiciye  ulaşmasını  sağlamak  üzere  üretilmelerine,  ithallerine  dair  şartları,  üretim,  ithal

izinlerine ve kontrol edilmelerine ilişkin esas ve usuller yeniden düzenlendi. Kararla;

kozmetik  firmalarının  ürettikleri  ürünlerde,  formüllerde bulunan bütün maddelerin tesbiti ve

insan  sağlığına uygun olup olmadığına  dair  bilgilerin  yazılması  için  teknik  eleman

bulundurmaları zorunlu kılındı.

 Kararda, Sağlık Bakanlığı.nın  kozmetiklerin  üretiminin  ve  dolumunun  yapıldığı  yerler  ile üretilen  ve  ithal  edilen  ürünleri  denetleyeceği ve bu amaçla ürünlerden  numune  alabileceği belirtildi.  Değişikliğe  uymayan  firmalara  kanuni müeyyideler de getirildi. Karara göre tüketicilere  yanıltıcı ve  doğru  bilgi  içermeyen  reklam  filimleri  gösteren  firmaların tanıtımı materyal veya malzemeleri üretici ve ithalatçı tarafından piyasadan toplatılacak. Bu firmalara ait  filmler mühür altına alınacak ve üretici veya ithalatçı firma gerekli prosedürleri yerine getirene kadar ürünler mühürlü kalacak. Firmalar  yayınladıkları reklam basında yer almışsa aynı yerde ve aynı puntolarla sözlü  basında yer almışsa aynı  saatte  doğru  bilgiler  ile  tekzip yayınlayacaklar.

 6. ÜRETİM MİKTARI ve DEĞERLERİ

 1995-1999 yılları arası üretim/satış miktarları ve bunların değerleri ve her yıla göre artış/düşüş

yüzdesi, Tablo 1.de gösterilmiştir.Ekdeki tablolardaki  bilgiler incelendiğinde  dikkate alınan

kısımlar şöyledir:

A- SAÇ BAKIM

     - Şampuan

    - Saç kremi

    - Saç spreyi

    - Saç jeli

 B - CİLT BAKIM

      - Krem & Losyon

     - Deodoran

 C-TUVALET MÜSTAHZARLARI

      - Traş kremi & Köpük

     - Erkek kokusu

 D- DİŞ BAKIM

      - Diş macunu

 Yukarıdaki sınıflamaya göre;

 a) Değer olarak bakıldığında

 1- SAÇ BAKIM.ın yıllara göre artışı % 60.ın üzerinde

2- CİLT BAKIM.ların artışı % 40 civarında

3- TUVALET MÜSTAHZARLARI.nın artışı % 40-50 civarında

4- DİŞ BAKIMI.nın  artışı % 40-50 civarında  artış gösterdikleri görülmektedir.

 b) Hacım Olarak bakıldığında

 1- SAÇ BAKIM’ın        yıllık artışları  % 10-20   arası

2- CİLT BAKIM’ın          “       “  %    5-10  arası

3- TUVALET MÜSTAHZARLARI’nın   “       “  %  10-20  arası

4- DİŞ  BAKIMI’nın         “       “  %     8-15 arası

 olduğu görülmektedir.

 Yukarıdaki kısımlar içinde en mühim yeri gerek DEĞER gerek HACIM olarak en önemli yeri

ŞAMPUAN almış  olup, bu hacım olarak 5 yıl içinde % 100.lük bir artışa erişmiştir.  

7. MALİYET / KARLILIK

 Kozmetik  ürünlerde  maliyeti  oluşturan  temel  unsurlar  hammadde  ve  ambalaj

malzemesi,üretim  giderleri  ve  pazar geliştirme(reklam,promosyon) masraflarıdır.Kapasitenin

yüksek,  tüketimin  düşük  olması  rekabeti  arttırmakta ve dolayısıyla “pazar geliştirme

masrafları. en önemli maliyet unsuru olarak ortaya çıkmaktadır.Ortalama bir kozmetik ürünün

maliyetinin %30-50 si üretim maliyeti geri kalanı ise reklam/promosyon maliyetidir.Bu durum

aynı kategorideki bir ürünün  çok geniş bir fiyat yelpazesinde satılıyor  olmasının bir

ıklamasıdır.Ürünlerini reklamsız  satabilen firmalar çok daha düşük satış  fiyatları

uygulayabilmektedir.  Ancak  kozmetik  ürünler  gibi  “imajın.çok  önemli  olduğu bir sektörde

reklamsız mal satmanın çok zor olduğu da diğer bir gerçektir.

 8. DIŞ TİCARET DURUMU

 Son  yıllarda  bitmiş ürün ithalatı  hızla artmış ve çok sayıda kuruluş  yerli  üretimi  bırakarak

ithalata dönmüştür.Bu değişik nedenlerle  açıklanabilir:

 -Sektörde kullanılan hammaddelerin çoğu zaten ithal edilmektedir.Kaliteli ve yaratıcışünce

ürünü ambalaj malzemesini yerli olarak bulmak zor olduğundan bu alanda da ithalat

zorunluluğu çıkmaktadır.Çok sayıda  girdiyi  ithal  etmek  yerine  ürünü  bitmiş  haliyle  ithal

etmek çok daha kolay ve karlı olmaktadır.

 -Tüketimin  düşük olması yerli üretimde üst düzey teknolojilerin  kullanımına ve dolayısıyla 

da  kalitenin  yükselmesine  engel  olmaktadır.Bitmiş  haliyle  ithal  edilen  ürünler  kalite  ve

özellikle “albeni. yönünden çok daha iyidir.

 -Özellikle  uluslarası kuruluşlar  geliştirdikleri  “küresel  tedarik  zinciri.  politikaları  ile  üretim

noktalarının sayısını  en  aza  indirmekte  ve tüm dünyaya sadece bir kaç merkezden ürün

göndermek istemektedirler.Bu doğal  olarak  üretim  giderlerinin  asgariye  indirmekte  ve  tüm

dünyada aynı ürünün satılması nedeniyle de “pazar geliştirme masraflarını. önemli düzeyde

şürmektedir.Bu  politikalar  kapsamında Türkiye “üretim noktası. olarak

seçilmemektedir.Bunun temel nedenleri Türkiye.de tüketimin düşük  olması, hammadde ve

ambalaj malzemesi teminindeki zorluklar, işçiliğin söz konusu kuruluşlar için bir çok ülkeye

kıyasla  daha  yüksek olmasıdır.Tabi ki uluslararası politika ve Türkiye.nin bu politikaya göre

konumu da bu seçimde önemli bir rol oynamaktadır.Sonuç olarak son yıllarda uluslararası bir

çok kuruluş yerli üretimi bırakarak ithalata yönelmiştir ve bu eğilimin önümüzdeki 5 yılda da

devam edeceği söylenebilir.

 Öte yandan sektörde faaliyet gösteren küçük  çaplı  yerli  kuruluşlar ve sektöre yeni giriş

yapanlar zahmetli bir seçenek olan üretime yatırım yapmaktan sa  ürünleri henüz Türkiye.ye

gelmemiş olan yabancı şirketlerin temsilciliklerini yapmayı tercih etmektedirler.

 A-İTHALAT

 1- Ürün ithalatı:    bihassa AB ve diğer Avrupa ülkelerinden yapılmaktadır. Ayrıca bazı dışa

dönük  firmalar yerli imalatlarını durdurup ithalata yönelmişlerdir. Bu durum bilhassa 1997-

1999 yılları arasında olmuştur.

 2- Yarı ürün:  ithalatı yoktur.  

 3-  Ham  madde  ithalatı  :    bu  sektörde  önemli  olan  maddelerin  hepsi  ithaldır ve yalnız  AB

ülkelerinden ithalat 900 milyar TL.nin üzerindedir.

 B- İHRACAT

 Ürün ihracatı çok yüksek olmamaktadır, zira gerek ham madde ithalatı, gerek  enerji

maliyetlerinin yüksek olması rekabet yönünden dezavantajlı bir ortam yaratmaktadır.

 Yine de ihracatın en büyük kısmı Ortadoğu ve Kuzey Kıbrıs  Türk  Cumhuriyeti.  ve  Türki

Cumhuriyetlerine.dir.

9. İSTİHDAM  

Sektörde KOBİ  şeklindeki firmalar çoğunlukta olup, bunlar aile  şirketi  şeklindedir ve daha

ziyade vasıfsız işçi çalıştırmaktadır.

 

Sektörde pazarın %70-80.ini elinde tutan uluslararası kuruluşlarda ve bunların  yerli

ortaklarında işçilik  kullanımı ileri teknolojiler kullanılarak  asgaride  tutulmaktadır.Bu

kuruluşlarda  işci ücretleri Batı Avrupa ülkeleri ile kıyaslanabilir  düzeydedir.Buna  karşılık

küçük çaplı  yerli  kuruluşlar  düşük ücretle vasıfsız  işçiler çalıştırmaktadır.Bu da aynı ürün

kategorisinde rastlanan farklı satış  fiyatlarının nedenlerinden biridir.Son  yıllarda  ithalatın

giderek artması  sektördeki  istihdam  düzeyini    düşürmekte uzmana ve  vasıflı  işçiye olan

ihtiyacı azaltmaktadır.

 Diğer taraftan sektörün ihtiyacı olan uzman,mühendis,araştırmacı  gibi  nitelikli  elemanların

yetiştirilmesi  için  mevcut  eğitim  kuruluşları  gerekli  yapılanmaya sahip

değildir.Üniversitelerimiz ve yüksek okullarımızda  kozmetik  eğitimine  yeterince  yer

verilmemekte, sektöre yönelik özel bölümler bulunmamaktadır. 

 10. MEVCUT DURUM DEĞERLENDİRİLMESİ

 1- Sektörün yurt içi tüketimi hala çok düşük seviyededir.

                                           ŞAMPUAN               DEODORANT       DİŞ MACUNU

     TÜRKİYE                          140 gr                              15 gr                    45 gr

    AVRUPA                           810 gr                            250 gr                  300 gr

    KUZEY AMERİKA          1.100 gr                            300 gr                  500 gr

    DÜNYA ORTALAMASI    350 gr                            150 gr                  120 gr

 Dolayısıyla Türkiye öncelikle kendi  bünyesindeki  tüketimi  arttırabilmelidir.  Görüldüğü  gibi

değil Avrupa, dünya ortalamasına göre en az şampuanda 2-3 misli, deodoran.da 10 misli, diş

macununda  3 misli seviyeyi arttırma sahası göstermelidir ki, bu da ekonominin daha fazla

canlanması , alış gücünün artması, enflasyonun düşürülmesi ile orantılıdır.

 - 1998 yılı bazına göre AB.de toplam kozmetiklerin piyasa değeri :

      en yüksek ALMANYA ve     9    milyar  $

     en düşük   İRLANDA  ve    300 milyon $ (  nüfus 3,5 milyon)

   olması yanında TÜRKİYE.de  toplam tüketim  327 milyon $ “dır.

   Ayrıca 1995-1998 yıllarında AB ülkelerindeki  artış   yüzde 6.5 iken Türkiye.de bu oran

1995-1999  yılları arasında ortalama yüzde 5,3 olmuştur.

 - Sektörün AB ve TÜRKİYE.deki piyasa dağılımı şöyle görülmektedir:

                                                                          AB%                    TÜRKİYE %

    Tuvalet müstahzarları ve                                   26.7                       18.0

    diş bakımı  

   Saç bakımı                                                       25.2                       50.0

   Cilt bakımı                                                       20.8                       10.0

   Diğerleri( parfüm ve dekoratif kozmetik)          27.3                       22.0(ancak bu kati değildir,zira fazla bilgi yoktur)

- Sektörde kişi başına tüketim (değer olarak)

   en yüksek FRANSA.da        140 $.

   en düşük  PORTEKİZ.de       70 $.

 

TÜRKİYE'de ise bu rakam 5 $ “dır.

 2- Rekabet gitgide artmaktadır, ancak buna uymak için, bilhassa KOBİ.lerin KALİTE’ye çok

önem vermeleri gereği vardır.

 3- Türkiye.de bilhassa bu sektörde , kişilerin sosyo-ekonomik seviyesinin yükselmesi, modern

toplumdaki kadının, evde fabrikalara, iş yerlerine ve devlet görevlerine geçerek sosyal katılışı

ve bu yollarla gelir sahibi oluşu, kozmetik ürünlerine talebi arttırmıştır. 

 4- İhracatın ayrıca Türkiye yönünden bu sektörde de çok önemli olması ve kapasite fazlasının

her zaman mevcut olması bakımından FİAT ve KALİTE.ye önem verilmesi ile ihracat

sektöründe de rekabet edinilebilir duruma gelinebilir.   

5- Sektörde, bilhassa KOBİ  kısımlarında “ faturasız ürün “ dağıtımı vardır ve bu da kaçak

ürünlere maliyet avantajı  yaratmaktadır. Dolayısı ile, piyasada standart  dışı  kalitesiz  mal

kontrol dışı üretilmektedir.

6- Atık su arıtma tesisi kurma mecburiyeti olsa bile, kontrol mekanizması çalışmamaktadır.

 7- Enerji sarfiyatı henüz yüksektir..

8- Tüketicinin  korunması  için,  kaliteli  mal  üreten  firmaların  teşvik  edilmesi  ve  piyasa

kontrollerinin yapılması şarttır.

9- Üreticilerin AR-GE.ye daha  fazla  pay  ayırmaları, Sanayici-Üniversite ilişkilerini

geliştirmeleri,  böylece rekabete karşı daha güçlü olmaları  gereklidir.  Üniversite  ve  yüksek

okullarda sektöre yönelik eğitimin hemen hemen hiç verilmiyor olması, kozmetik alanında bu

kuruluşlarda hiçbir araştırmanın yapılmaması anlamına  da  gelmektedir.  Türkiye.de  üretim

yapan uluslararası kuruluşların ve bunların ortaklıklarının araştırma  faaliyetleri merkezi  org

anları  tarafından yürütülmekte ve Türkiye.de sadece  uygulama  çalışmaları

yapılmaktadır.İthalatın giderek ağırlık kazanması bu kuruluşların AR-GE çalışmalarına

giderek daha az önem vermeleri ile sonuçlanmaktadır. Yerli sermayeye dayalı kuruluşlar ise

AR-GE çalışmalarına önem vermektense sektördeki uluslararası kuruluşları  izlemeyi  ve

know-how. larını hammadde satıcılarından almayı tercih etmektedirler. Sonuç olarak çok az

sayıda kuruluşta AR-GE bölümleri bulunmaktadır.Üniversite  ve  benzeri  kurumlar  ile

endüstrinin ortak AR-GE çalışmaları ise hemen hemen hiç yoktur.

 10-  Kozmetik  yönetmeliği  değişikliği, yukarıda  belirltilen  hususlarda  KALİTE  gelişmesine

faydalı olmuş, ancak tatbikatta henüz istenen seviyeye gelmemiştir.

 11. SEKİZİNCİ BEŞ YILLIK PLAN DÖNEMİ GELİŞMELERİ VE TEDBİRLER

 11.1 Genel Politika ve Tedbirler

 Kozmetik ürünler asırlardır insan yaşamında  önemli  bir  rol  oynamaktadırlar ve  kişilerin

temizliği  ve  güzel  görünümleri  için  vazgeçilmez  ürünlerdir.İnsanların kendilerini daha iyi

hissetmelerine neden olmakta, öz güvenlerinin artmasını  sağlamakta  ve  hatta  sağlıklarını da

olumlu yönde etkilemektedirler.Bu nedenle önemli bir  sektör  olan  kozmetik  ürünlerle  ilgili

olarak önümüzdeki yıllarda yapılması gerekenler şu şekilde sıralanabilir.

 1-Türkiye.de kişi  başına kozmetik ürün kullanımı Avrupa ile kıyaslandığında son derece

şüktür.Avrupa.da kişi  başına  şampuan kullanımı 3 kat,deodorant kullanımı10 kat ve diş

macunu kullanımı ise 4  kat  fazladır.Türkiye.de enflasyonun düşmesi ve ekonominin

düzelmesi ile kitlelerin alım gücü artacaktır ve bunun sonucu kozmetik kullanımı kaçınılmaz

olarak artacaktır.Ancak kullanım  azlığını sadece ekonomik nedenlere bağlamak  doğru

olmaz.Kitlelerin  eğitimi  de  bu  konuda  önemlidir.İnsanlar  kozmetiklerin  faydaları ve doğru

kullanımları  konusunda endüstri-devlet işbirliği  ile  eğitilmelidir.  Kozmetik  ürünlerin  lüks

olmadığı sağlıklı ve mutlu bir yaşam için çok gerekli olduğu vurgulanmalıdır.  

2-Yerli  üretim  teşvik  edilmelidir.  Bu  ithalat  engellemeleri  şeklinde değil  yerli  üretime

verilecek teşvik,yatırım kolaylığı ve vergi indirimleryle sağlanmalıdır.

 3-İhracat teşvik  edilmelidir.Bu  şekilde  üretimlerini  Türkiye  dışındaki merkezlere kaydıran

kuruluşlar  yerli  üretim  yapmaya    ve  ürünlerini  diğer  ülkelere Türkiye.den göndermeye

özendirilebilirler.

 4-Yasal mevzuatta AB ile kesin uyum sağlanmalıdır..Satış öncesi izin. yerine “satış sonrası

denetim.  mekanizmasının  etkili  bir  şekilde uygulanması  ürünlerin  kalitesini  ve

güvenilirliliğini  arttıracak, tüketicilerin daha  iyi  korunmasını  sağlayacaktır..Satış sonrası

denetim.  için  gerekli  fonlar    kuruluşların    ve  devletin  izin  zorunluluğu nedeniyle yaptıkları

önemli harcamaları piyasa denetimine kaydırmaları ile sağlanabilecektir.

 5-Sektörde AR-GE çalışmaları  teşvik  edilmelidir.  Bu  AR-GE  yatırımlarına  teşvik ve kredi

verilmesi ve bu tür çalışmaların ödüllendirilmesiyle sağlanabilir.

 6-Üniversite ve benzeri kuruluşlarda  kozmetik  ürünleri  alanında eğitim  veren  kısımlar

ılmalı ve yine bu kuruluşlarda kozmetik sahasındaki araştırmalar teşvik edilmelidir.

 7-Üniversite özel sektör ortak AR-GE faaliyetleri teşvik edilmelidir ve desteklenmelidir.

 8-Kozmetik ürünlerin kullanımı teşvik edilmeli ve bu konuda kitleler eğitilmelidir. 

  11.2. 2000-2004 yılları üretim projeksiyonu

  Sektördeki 2000-2004 yılları arası üretim projeksiyonları  TABLO 4.de  gösterilmektedir.

 12. VIII. 5 YILLIK PLAN DÖNEMİNDE AB.NE UYUM ÇALIŞMALARI:

 Sektörün AB.ne uyum çalışmaları 2000 yılından itibaren başlatılmalıdır.

 Bu çalışmalar:

 - Kozmetik ve Tuvalet Müstahzarları Üreticileri Derneği

- Sağlık Bakanlığı

- Çevre Bakanlığı

- Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

- T S E

- D P T

 ile birlikte yapılmalıdır.

 AB. ne uyum çalışmalarında öncelikle ele alınması gereken husus AB direktiflerinin gözden

geçirilmesi olacaktır ve bunlar da:

 - Tüketici korunması

   a) Birim fiat

   b) Reklam  

- Gümrük ve Vergiler  

- Ambalaj  

- Çevre

  a) Tehlikeli maddeler

  b) Katı atıklar

  c) Zararlı kimyasallar

 - Rekabetin korunması

 - Kozmetik Yönetmeliğin.deki uygulama,

  pazarlama öncesi yerine pazarlama sonrası kontrolu

  şeklinde tatbikata geçirilmesi.

   13. ÇEVRE ve İNSAN SAĞLIĞI

 a) Çevre ve  İnsan sağlığına etkisi olan ve kozmetik yapımında kullanılan  ham ve yardımcı

maddelerin, kozmetik ürünlerin kullanım ve piyasaya arzlarındaki kontrollerin tam olarak

yapılması  ve  kaliteli  hammadde  kullanımı ile ürün yapımı yaptırım  koşullarının  temini

oluşturulmalıdır. Bunun için  de  SANAYİ-DEVLET-ÜNİVERSİTE buna müşterek olarak

yaklaşmalıdır.

 b) Avrupa Birliği Kozmetik  direktifi  ve  ham madde  ile  ürünlerinin  çevre  ve insan sağlığına

olan etkilerinin bilimsel olarak incelenmeleri, takibi, ilgili mevzuatların değerlendirilmesi ve

takibin  yapılması gereklidir. Bununla ilgili olarak Devletin  -  Ürün  İmalatçıları Derneği  ile

şterek çalışması ve bu derneğin COLIPA ile olan yakın temaslarının devamının sağlanması

şarttır. 

 c) Yine çevre ve insan sağlığı yönünden SAHTE ÜRÜN kontrollerinin yapılması, tüketicinin

bu yönde bilinçlendirilmesi ve bu tip ürünleri  yapanların cezalandırılmaları ve bu cezaların

daha fazla caydırıcı olmaları gereklidir. 

 d) Sektördeki  şirketlerin çevreye uyum standartlarını  yükseltmek  için  birbirleri  ile  işbirliği

yapmaları gereklidir.

 e) Çevreye yararlı olma hususunda tüketiciyi yanıltıcı çalışmalar yapılmamalıdır.